GSO'DAN TARİHİ ADIM; AR-GE'DE GAZİANTEP ATILIMI     05.02.2008


TÜBİTAK ve Gaziantep Sanayi Odası (GSO) işbirliğiyle düzenlenen ''Ar-Ge'de Gaziantep Atılımı'' konulu toplantı yapıldı. Toplantıya Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkan Vekili Prof. Dr. Nüket Yetiş, Gaziantep Valisi Süleyman Kamçı, Gaziantep AK Parti Milletvekilleri Fatma Şahin, Mehmet Erdoğan, Halil Mazıcıoğlu, CHP Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz, Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Ekinci, Gaziantep Sanayi Odası Başkanı Nejat Koçer, Ticaret Odası Başkanı Mehmet Aslan, Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Cahit Nakıboğlu sayıda sanayici ve akademisyen katıldı.

Toplantının açılış konuşmasını yapan Gaziantep Sanayi Odası Başkanı Nejat Koçer, ekonomik koşullardaki tüm olumsuzluklara karşın ayakta kalabilmelerinin tek koşulunun, farklılaşmak ve yenilenmek olduğuna inandıklarını söyledi. Hızla gelişen ve değişen dünya düzeninde toplumların değer yargılarında da köklü değişimler yaşandığını belirten Koçer şöyle konuştu:

"İnanılmaz bir hızla gelişen ve değişen dünya düzeninde toplumların değer yargılarında da köklü değişimlere tanık olduğumuz bir çağı yaşıyoruz hep birlikte. Bu değişimde, “girişimcilik”, “ar-ge”, “markalaşma”, “tasarım” “inovasyon” ve “nanoteknoloji” kilit kavramlar olarak öne çıktı ve başarının anahtarı haline geldi artık. Bu akımlara kapılmada çok geç kalmış olsak bile, bunları uygulamaya koyan ve koymaya çalışan Türkiye’nin en önde gelen şehri olduğumuzu da söylemekte fayda görüyorum.

Yani sadece sıkıntılarımızı söyleyerek yerimizde oturmuyor, şehrin önüne gelecek vizyonunu yakalayabileceği projeler koyarak, üretim anlayışlarını değiştirmek ve rekabet gücünün yükselmesini sağlamak için durmadan gayret gösteriyoruz. Dünyadaki süreç artık öyle bir noktaya geldi ki, ülkelerin ve şehirlerin küresel ve ulusal rekabette öne çıkmaları bu saydığım kavramları ne kadar kullandıklarına bağlı oldu artık.

Bilgi teknolojilerindeki olağanüstü gelişmeler, toplumları artık sanayi toplumundan bilgi toplumuna taşımakta ve bu değişime paralel olarak, sanayinin teknoloji kavramı da değişerek fiziksel gücün yerini giderek beyin gücü almaktadır. İşte bu geçiş döneminde, bilim ve teknolojide üstünlüğü olan ülkeler, tüm ekonomik alanlarda mutlak bir hakimiyet elde etme yolundadır.

Teknolojik yetkinlik artık uluslararası rekabetin ve toplumsal refahın anahtarı haline geliyor. Bilgiye sahip olmak yeni dünyada en büyük zenginlik, bilginin kendisi de en değerli varlık olarak kabul ediliyor artık. Bilgiye ulaşmak ve onu teknolojik gelişim sürecine uyarlamak ise maalesef kısa vadeli bir olgu değil.

Bu anlamda bilgi birikimi kesintisiz bir ar-ge faaliyetini zorunlu kılıyor yani değerli bilgi, uzun bir ar-ge süreci istiyor. Biz Gaziantep olarak, uzun yola çıktığımız bu günde yolun zor ama faydalı ve geleceğimizi kazandıran bir yol olduğunu bilerek yola çıkmak durumundayız. Her ağzını açanın, kobi’yi, markayı, inovasyon ve ar-ge’yi konuştuğu bu ülkede, biz bunları sadece konuşan değil uygulayan, hayata geçiren bir şehiriz ve böylede olmak zorundayız.

Bütün bunları düşünürken geleceğe bakarak bunları söylemek zorundayız. Ama şimdi aramızdan birisi çıkıpta bu teşvik sistemiyle, bu kur politikası ve bu üretim koşullarıyla nasıl mücadele edeceğiz diyebilir. Evet mevcut durum maalesef sıkıntılarla dolu. Ancak şunu da kabul etmemiz gerekir ki; dünyadaki bu değişim sizin hazır olup olmadığınızı ve sizin ülkenizdeki koşullarınızı bilmez. Bizim bu değişimi öngörmemiz gerekiyor artık bu global düzende.

Biz 5 yıl önce marka ve patent tescili derkende, 2 yıl önce inovasyon derkende, bugünde ar-ge atılımı derken bu öngörüyü harekete geçirdik ve geçirmeye çalışıyoruz. Doğrudur. Bütün bu sıkıntıların yarattığı moral bozukluğuna üretime sahip çıkmayan bir bakışıda ekleyebilir ve üretmenin dünden çok daha zor olduğunu söyleyebilirsiniz. Ama bütün bunlar sizin gelecek adına yapacağınız ve kendi elinizde olan faaliyetleri kısıtlamamalıdır. Bu şehrin Sanayi Odası Başkanı olarak sizden ricam bu değişimi hep birlikte yönetmek için elele vermenizdir.

Herkes birbirine destek olmalı, şehirdeki tüm kurumlar bu süreci doğru algılayıp, doğru mesajlar vermelidir gelecek adına. Unutmayalım ki, mikrobu güçlü vücutlar ve güçlü metabolizmalar çabuk atarlar. Bizde güçlü olmak ve bu güçle değişimi yönetmek zorundayız. Bugün marka patent tescilinde ve ihracat sıralamasında türkiye’de 7. sıradaysak eğer, bu sizin eserinizdir.

Bu rakamlar herbirinizin yaptığı çalışmalarla gerçekleşiyor. Ulaştığınız bu rakamlar sizin rakamlarınız, sizin başarınızdır. Bu şehrin kendi başarısıdır. Eğer bu başarı genel olsaydı emsal illerin rakam artışlarıda bu şehrin aynısı olurdu. Herşeye ve zorluğa rağmen direnmek ve ayakta kalmanın yollarını aramak zorundayız şehir olarak. Kazandığımız her değer bu şehrin direncini arttıracak ve global mücadelede bizde varız diyebileceğiz.

Rekabet şartlarının giderek zorlaştığı ve acımasız olduğu bu dönemde dünya piyasalarında rekabet edebilmek adına, var olmak adına, bende varım demek adına dikkate almamız gereken kavramlar var artık. Özelliklede Türkiye’de üretmenin her geçen gün dahada zorlaştığı, rekabet koşullarımızın her gün geriye gittiği bir dönemde herşeye rağmen ayakta kalabilmenin koşulu farklılaşmak ve yenilenmektir. İşte bu anlamda biz sanayicimize, "yenilenin yenilmeyin" mesajını veriyoruz. Yaşadığımız teşvik sıkıntısına, kur sorununa ve üretimdeki tüm olumsuz koşullara rağmen mücadele etmek ve farklı olmak zorundayız.

İşte bütün bu zorluklarla mücadele etmek zorunda bırakılan türk sanayi, teknoloji geliştirme, ar-ge, inovasyon gibi küresel rekabetin gerçek belirleyicilerine yeterince değer verememiştir. “Şimdi durduk yerde icat çıkarma” diye büyütülen ve “Eski köye yeni adet getirme” diye yetiştiğimiz bir ülkede bugün artık geçte olsa “yeni şeyler” söylemek zorundayız. Herkesin aynı malı ürettiği ve tonajların değil, farklılıkların öne çıktığı, inovatif düşüncelerin değer gördüğü bir ortamda biz aynı kalamayız.

Ve işte bütün bunlar içinde ar-ge yapmak ve inovasyonu temel bir anlayış olarak seçmek zorundayız. Bu anlamda türkiye'de ar-ge konusunda sanayiciyi üç temel grupta toplarsak; İlki ar-ge'nin önemi konusunda hiç fikri olmayanlar, İkincisi kısmen bilinç sahibi, ancak nasıl bir yol izleyeceğini bilmeyenler, Üçüncüsü ise bilinci ve projesi olan ancak, kaynak bulmakta sıkıntı yaşayıp, desteğe ihtiyaç duyanlardır. Bu üç farklı grup için, ayrı ayrı ürün ve hizmet geliştirmemiz gerektiği açıktır aslında.

HEDEFİMİZ AR-GE DESTEKLERİNDEN ANADOLU'DAKİ EN BÜYÜK PAYI ALMAK

Ancak, bu profil bize, her üç gruptaki sanayi kuruluşununda ar-ge konusunda daha çok bilgilenmeye, yol gösterilmeye ve danışmanlığa ihtiyaç duyduğunu söylemektedir. İşte bizim yola çıkış noktamızda budur. Bilinçlendirme, yönlendirme ve yeni ar-ge anlayışını şehrin önüne hedef olarak koymak. İşte bu anlamda yeni bir atılım için çıktık Tübitak’la yola. Hedefimiz ar-ge desteklerinden Anadolu’daki en yüksek payı almak ve yenilikçi bir şehir olmaktır. Bu bir yola çıkıştır. Tıpkı sanayimizin marka tescili ve marka bilincini artırdığımız gibi şimdi de sanayimizdeki ar-ge ve inovasyon bilincini bu proje kapsamında geliştirmek istiyoruz.

Artık önemli bir ar-ge bütçesi var Tübitak'ın elinde... Tübitak Başkanı bu bütçeyle bugün burada. Bize düşen şey proje üretmek ve ar-ge desteklerinden faydalanmak. Bunu sağlamak içinse güçlerimizi birleştirmemiz gerekiyor. Bu yolda Gaziantep Sanayi Odası olarak, Tübitak projelerinin eğitimini alan iki uzman arkadaşımız sizlere yardım için başvurunuzu bekliyor.

GAZİANTEP PROJE MASASI

Üniversitemizle ilk defa hayata geçirdiğimiz “üniversite-sanayi işbirliği komisyonu”muz ar-ge projelerine her türlü desteği vermek için sizlerin yardımına hazır bekliyor. Tübitak bu proje için, "ar-ge’de Gaziantep atılımı” için bugün burada. Bu proje kapsamında Tübitak “Gaziantep proje masasını” kuruyor. Bize düşen şey, Tübitak’a ar-ge projesi göndermek ve bütçedeki ar-ge desteklerinden en yüksek payı alan il olmak.

Mesele sadece pay almak değil, sanayimizin geleceğini kurtarmak ve yenilikçi ürünlerimizi ortaya koymak açısından da bu durum oldukça önem arzediyor. Sanayimizin ar-ge ve inovasyon kapasitesinin yükseltilmesinde, sanayimiz, üniversitemiz, araştırma kurumlarımız ve sivil toplum kuruluşlarımız arasındaki koordinasyon ve işbirliğinin gelişmesi büyük önem taşıyor kuşkusuz. Bu noktada Tübitak'ın sanayimize destek verme, rekabet gücümüzü ve ülkemizin refahını artırma yönündeki yoğun çabalarını her zaman önemsiyor ve takdirle karşılıyoruz.

Son olarak şunu söylemek isterim ki; İyi eğitilmiş insan gücü, üstün ar-ge yetenekleri ve yenilikçiliğin, Türk sanayisinin zayıf yönleri içerisinde değil, güçlü yönleri arasında yer alması sağlanamadığı takdirde, Türk sanayisinin rekabet gücünü sürdürebilmesi artık imkansızdır. Bu duygu ve düşüncelerle bugün bu toplantı için salonu dolduran bu muhteşem kalabalığa özellikle teşekkür etmek istiyorum. Yola çıkarken güç aldık katılımlarınızdan. İnanıyorum ki, bu toplantıya katılan herkes birbirine güç verdi. Biz sizler adına Türkiye’nin ar-ge şehri olmak ve tübitak’ın ar-ge desteklerinden en yüksek payı almak istiyoruz.

TÜBİTAK'ın Ar-Ge çalışmalarına ilişkin katılımcıları bilgilendiren Nüket Yetiş ise, illerin küresel ölçekte rekabet güçlerinin artırılması için İl Yenilik Platformları kurulmasına destek olacaklarını belirterek, sanayicileri bu oluşama katılmaya davet etti. Yetiş, işletmelerin teknolojiyi bir amaç değil bir araç olarak görmeleri gerektiğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: ''İşletmelerimiz için amaç, ürün kalitesini ve kazancı artırmak, rakiplerine üstünlük kurmaktır. Bu açıdan bakıldığında teknoloji kullanmak amaç değil araçtır. Aslında hepinizin iş yerlerinde belli düzeyde teknoloji vardır. Ya siz farkında değilsinizdir ya da adına bir başka şey diyorsunuzdur.

Ülke olarak kendi teknolojimizi üretmek zorundayız. Bu konuda bizim işletmelerden beklentimiz, yenilik faaliyetlerine daha fazla önem vermeleri, Ar-Ge çalışmalarına girişmeleri. Çünkü, Ar-Ge'ye önem veren işletmeler en verimli, en karlı, rakiplerine üstünlüğünü kabul ettirmiş, pazarlarda kalıcı olabilmeyi başarmış işletmelerdir. O halde işletmelerimiz Ar-Ge için 'pamuk eller cebe' diyerek daha fazla pay ayırmalılar.'' Yetiş, işletmelerin Ar-Ge'ye TÜBİTAK'dan daha fazla ihtiyacının olduğunu, Türkiye'ye gelecek yabancı sermayenin burada Ar-Ge çalışmaları yürüteceğine ilişkin beklentinin gerçekleşmeyeceğini ifade etti.

Gaziantep Valisi Süleyman Kamçı, AK Parti Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin ve Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Ekinci de konuşmalarında, toplantının gerçekleştirildiği bugünün, Gaziantep'in Ar-Ge alanında atılım gerçekleştirdiği sürecin başladığı tarihi bir gün olduğunu, işletmelerin piyasalarda kalıcı olabilmelerinin öncelikli koşulunun Ar-Ge yatırımlarıyla rekabet güçlerini artırmaları olduğunu vurguladılar.

Panelde TÜBİTAK TEYDEP Makine İmalat Teknolojileri Grubu Yürütme Komitesi Sekreteri Dursun Çiçek, sanayi ve özel kesimin teknoloji ve yenilik faaliyetlerine TÜBİTAK tarafından sağlanan mali desteklerinden yararlanırken dikkat edilmesi gerekli hususlar konusunda katılımcıları bilgilendirdi. TÜBİTAK AB Çerçeve Programları Müdür Yardımcısı AB 7. Çerçeve Ulusal Koordinatörü Okan Kara ise, sanayi ve özel kesimin teknoloji ve yenilik faaliyetleri için uluslararası mali destekler ve işbirlikleri fırsatları konusunda bilgi verdi. Konuşmaların ardından Gaziantep Başarı öyküleri anlatıldı ve soru cevap turuyla panel son buldu.

BASINDAN SEÇMELER

 
BÜTÜN HABERLER
alt
|
|
|
|
© 2006 Gaziantep Sanayi Odası